Çocuklarda Şaşılık Nasıl Anlaşılır? Göz Kayması Ne Zaman Tedavi Edilmelidir?

Çocuğunuzun bir gözü zaman zaman içeri veya dışarı mı kayıyor? Fotoğraflarda gözleri farklı yönlere bakıyor gibi mi görünüyor?

Bunun nedeni şaşılık olabilir.

Şaşılık, iki gözün aynı noktaya birlikte bakamamasıdır.

Bazı çocuklarda kayma sürekli görülür. Bazılarında ise yalnızca yorulduğunda, dalgınken veya uzağa bakarken fark edilir.

Çocuklarda göz kaymasının erken değerlendirilmesi önemlidir. Çünkü bazı şaşılık türleri göz tembelliğine ve iki gözün birlikte görmesinde bozulmaya neden olabilir.

Şaşılık Nedir?

Normalde iki gözümüz aynı hedefe yönelir ve birlikte çalışır.

Şaşılıkta gözlerden biri hedefe bakarken diğer göz farklı bir yöne kayabilir.

Göz:

  • İçe
  • Dışa
  • Yukarı
  • Aşağı

kayabilir.

Kayma sürekli olabileceği gibi zaman zaman da ortaya çıkabilir.

Çocuklarda Şaşılık Nasıl Anlaşılır?

En belirgin bulgu iki gözün aynı yöne bakmamasıdır.

Ancak şaşılık her zaman çok belirgin değildir.

Aileler bazen:

“Fotoğraflarda bir gözü kayıyor.”

“Yorulunca gözü dışarı gidiyor.”

“Güneşte bir gözünü kapatıyor.”

“Bazen bir gözü içeri dönüyor.”

şeklinde tarif edebilir.

Çocuğun sürekli başını bir tarafa eğmesi veya yüzünü çevirerek bakması da bazı göz hareketi sorunlarında görülebilir.

Şüphe varsa çocuğun göz muayenesi yapılmalıdır.

Bebeklerde Göz Kayması Normal midir?

Yeni doğan ve çok küçük bebeklerde göz hareketleri başlangıçta tam uyumlu olmayabilir.

Ancak gözlerin sürekli kayması normal kabul edilmemelidir.

Özellikle birkaç aylık olduktan sonra devam eden belirgin göz kayması değerlendirilmelidir.

“Daha bebek, büyüyünce geçer.” diyerek belirgin ve sürekli bir kaymayı uzun süre beklemek doğru değildir.

Yalancı Şaşılık Nedir?

Bazı bebeklerin gözleri kayıyormuş gibi görünür ama aslında iki göz de düzgün şekilde karşıya bakmaktadır.

Buna yalancı şaşılık denir.

Bebeklerde burun kökünün geniş ve basık olması ve gözün buruna yakın tarafındaki deri kıvrımları gözlerin içeri kayıyormuş gibi görünmesine neden olabilir.

Çocuk büyüdükçe yüz yapısı değişir ve bu görüntü genellikle azalır.

Ancak dışarıdan bakarak gerçek şaşılık ile yalancı şaşılığı ayırmak her zaman kolay değildir.

Bu nedenle:

“Burnundan dolayı kayıyor.” diyerek muayeneyi ertelememek gerekir.

Fotoğraftan Şaşılık Anlaşılır mı?

Fotoğraflar bazen önemli bir ipucu verebilir.

Flaşlı bir fotoğrafta ışık yansıması normalde iki gözde benzer yerde görülür.

Yansımaların belirgin şekilde farklı yerlerde olması gözlerin aynı noktaya bakmadığını düşündürebilir.

Ancak yalnızca fotoğrafa bakılarak kesin şaşılık tanısı konulamaz.

Göz doktoru muayenede gözlerin hareketlerini ve birlikte çalışmasını değerlendirir. Gerektiğinde bir gözü sırayla kapatarak kapama testi yapar.

Şaşılık Göz Tembelliği Yapar mı?

Evet.

Özellikle küçük çocuklarda şaşılık göz tembelliğine (ambliyopi) neden olabilir.

Bir göz kaydığında beyne iki farklı görüntü ulaşabilir.

Çocuğun beyni çift görmeyi önlemek için kayan gözden gelen görüntüyü baskılayabilir.

Bu durum uzun süre devam ederse kayan gözün görme gelişimi geri kalabilir.

Bu nedenle şaşılık yalnızca gözlerin görünümüyle ilgili bir sorun değildir.

Görme gelişimini de etkileyebilir.

Şaşılığı Olan Çocuk Çift Görür mü?

Çoğu küçük çocuk çift gördüğünü söylemez.

Çünkü gelişmekte olan beyin, kayan gözden gelen görüntüyü baskılayabilir.

Bu durum çocuğu çift görmekten koruyabilir ancak diğer taraftan göz tembelliği gelişmesine yol açabilir.

Bu nedenle:

“Çocuk hiçbir şeyden şikâyet etmiyor.”

demek şaşılığın önemsiz olduğunu göstermez.

Gözlük Şaşılığı Düzeltebilir mi?

Bazı şaşılık türlerinde evet.

Özellikle hipermetropiye bağlı bazı içe kaymalarda doğru gözlük kullanıldığında gözler tamamen veya kısmen düzelebilir.

Bu nedenle şaşılık muayenesinde çocuğun gözlük numarasının doğru belirlenmesi çok önemlidir.

Çocuklarda bunun için çoğu zaman göz bebeğini büyüten damlalarla ayrıntılı numara ölçümü yapılır.

Bazı çocuklarda gözlük tek başına yeterli olabilir.

Bazılarında ise başka tedavilere ihtiyaç duyulur.

Şaşılık Nasıl Tedavi Edilir?

Tedavi şaşılığın nedenine ve türüne göre değişir.

Tedavide:

Gözlük, gözlerin daha düzgün durmasını sağlayabilir.

Göz tembelliği tedavisi, iki göz arasında görme farkı varsa uygulanabilir.

Bazı özel şaşılık türlerinde göz egzersizlerinden yararlanılabilir.

Bazı çocuklarda ise şaşılık ameliyatı gerekir.

Her şaşılık için aynı tedavi uygulanmaz.

Önemli olan önce kaymanın türünü ve nedenini belirlemektir.

Göz Kapatmak Şaşılığı Düzeltir mi?

Göz kapatma tedavisi çoğunlukla şaşılığın kendisini düzeltmek için değil, şaşılığa eşlik eden göz tembelliğini tedavi etmek için kullanılır.

İyi gören göz belirli sürelerle kapatılarak az gören gözün kullanılması sağlanır.

Bu ayrım önemlidir:

Kapatma tedavisi göz tembelliğini tedavi edebilir, ancak her şaşılığı ortadan kaldırmaz.

Şaşılık Ameliyatı Ne Zaman Yapılır?

Her şaşılığı olan çocuğun ameliyat olması gerekmez.

Ameliyat kararı şaşılığın türüne, miktarına, ne sıklıkta ortaya çıktığına, gözlükle düzelip düzelmediğine ve iki gözün birlikte çalışma durumuna göre verilir.

Bazı şaşılık türlerinde ameliyatın erken yapılması görme gelişimi açısından önemlidir.

Örneğin bebeklik döneminde başlayan bazı sürekli içe kaymalarda ameliyat küçük yaşlarda gerekebilir.

Bu nedenle şaşılık ameliyatı için herkese uygulanabilecek tek bir “doğru yaş” yoktur.

Şaşılık Ameliyatında Göze Ne Yapılır?

Şaşılık ameliyatında gözün içindeki retina veya göz merceğine müdahale edilmez.

Ameliyat gözün dışındaki göz hareketlerini sağlayan kaslara yapılır.

Bazı kasların etkisi azaltılır, bazılarının etkisi artırılır.

Amaç gözlerin birbirine göre daha düzgün bir konuma gelmesini sağlamaktır.

Çocuklarda Göz Kayması Ne Zaman Ciddiye Alınmalıdır?

Çocuğunuzda yeni veya devam eden bir göz kayması fark ettiyseniz muayene ettirmeniz doğru olur.

Özellikle:

  • Kayma sürekli hale geldiyse
  • Bir göz hep aynı yöne kayıyorsa
  • Çocuk bir gözünü sürekli kapatıyorsa
  • Başını sürekli eğerek veya çevirerek bakıyorsa
  • Bir gözün daha az gördüğünden şüpheleniliyorsa
  • Kaymaya göz kapağı düşüklüğü veya başka bir göz bulgusu eşlik ediyorsa

göz muayenesi geciktirilmemelidir.

Daha önce gözleri düzgün olan bir çocukta aniden başlayan şaşılık ise ayrıca önemlidir. Özellikle çift görme, göz hareketlerinde kısıtlılık, şiddetli baş ağrısı, kusma, dengesizlik veya başka nörolojik belirtiler eşlik ediyorsa acil değerlendirme gerekir.

Şaşılık Kendiliğinden Geçer mi?

Bu, şaşılığın türüne bağlıdır.

Yalancı şaşılığın görünümü çocuk büyüdükçe azalabilir.

Bazı aralıklı kaymaların seyri de farklı olabilir.

Ancak gerçek ve sürekli şaşılığın:

“Nasıl olsa büyüyünce geçer.”

diye takip edilmeden bırakılması doğru değildir.

Çünkü tedavi edilmesi gereken bir şaşılık varsa çocukluk dönemindeki görme gelişimi etkilenebilir.

Kısaca

Şaşılık, iki gözün aynı noktaya birlikte bakamamasıdır.

Kayma içe, dışa, yukarı veya aşağı olabilir. Sürekli olabileceği gibi yalnızca zaman zaman da görülebilir.

Bebeklerde burun yapısı nedeniyle gözler kayıyormuş gibi görünebilir. Buna yalancı şaşılık denir. Ancak gerçek şaşılık ile yalancı şaşılığı ailelerin ayırması her zaman mümkün değildir.

Şaşılık çocuklarda göz tembelliğine ve iki gözün birlikte görmesinde bozulmaya neden olabilir.

Tedavi şaşılığın türüne göre gözlük, göz tembelliği tedavisi ve bazı durumlarda ameliyatı içerebilir.

Çocuğunuzun gözünde kayma fark ediyorsanız “büyüyünce geçer” diye beklemek yerine göz muayenesi yaptırmak en doğru yaklaşımdır.

Göz Tembelliği Nedir? Yetişkinlerde Göz Tembelliği Tedavi Edilebilir mi?

Bir gözünüz diğerinden daha az mı görüyor? Gözlük taktığınız halde o gözünüzün görmesi tam olarak düzelmiyor mu?

Bunun nedeni göz tembelliği, yani tıbbi adıyla ambliyopi olabilir.

Göz tembelliği genellikle çocukluk döneminde başlar.

En önemli özelliği şudur: Göz tembelliği erken fark edilirse tedaviden daha iyi sonuç alınır.

Bu nedenle çocukların göz muayenesini şikâyet ortaya çıkana kadar ertelememek önemlidir.

Göz Tembelliği Nedir?

Görme yalnızca gözlerimizle gerçekleşmez.

Gözün gördüğü görüntünün beyin tarafından da doğru şekilde işlenmesi gerekir.

Çocukluk döneminde görme sistemi gelişirken bir gözden beyne yeterince net görüntü ulaşmazsa beynin o gözden gelen görüntüyü kullanma yeteneği yeterince gelişmeyebilir.

Buna göz tembelliği veya ambliyopi denir.

Yani göz tembelliğinde sorun her zaman gözün kendisinin “çalışmaması” değildir.

Asıl sorun, çocukluk döneminde göz ile beyin arasındaki görme sisteminin yeterince gelişememesidir.

Göz Tembelliği Neden Olur?

En sık nedenlerden biri iki gözün gözlük numaralarının birbirinden farklı olmasıdır.

Örneğin bir göz normal görürken diğer gözde yüksek hipermetropi veya astigmat olabilir.

Çocuk iyi gören gözünü kullandığı için diğer gözdeki sorunu fark etmeyebilir.

Şaşılık da göz tembelliğine neden olabilir.

Beyin, kayan gözden gelen farklı görüntüyü baskılayabilir. Zaman içinde o gözün görme gelişimi geri kalabilir.

Daha nadir olarak doğuştan katarakt veya göz kapağının görme eksenini kapatacak kadar düşük olması gibi görüntünün göze ulaşmasını engelleyen durumlar da ciddi göz tembelliğine yol açabilir.

Göz Tembelliği Nasıl Anlaşılır?

Göz tembelliğini ailelerin fark etmesi her zaman kolay değildir.

Özellikle yalnızca bir gözde tembellik varsa çocuk diğer gözüyle çok iyi görebilir.

Bu nedenle: “Çocuğum televizyondaki en küçük şeyi bile görüyor.”

demek iki gözünün de iyi gördüğünü göstermez.

Çocuk bir gözünün az gördüğünü bilmeyebilir ve bundan şikâyet etmeyebilir.

Göz tembelliği çoğu zaman her gözün görmesi ayrı ayrı ölçüldüğünde ortaya çıkar.

Göz Tembelliği Belirtileri Nelerdir?

Bazı çocuklarda hiçbir belirti olmayabilir.

Bazılarında ise:

  • Bir gözün kayması
  • Bir gözünü kapatma
  • Başını eğerek bakma
  • Derinlik algısında zorlanma
  • Bir gözü kapatıldığında huzursuz olma

gibi belirtiler görülebilir.

Ancak bu belirtilerin olmaması göz tembelliği olmadığı anlamına gelmez.

Bu nedenle çocukluk dönemindeki göz taramaları ve gerektiğinde ayrıntılı göz muayenesi önemlidir.

Göz Tembelliği Gözlükle Düzelir mi?

Bazı çocuklarda doğru gözlüğün düzenli kullanılmasıyla görmede önemli artış sağlanabilir.

Bu nedenle tedavinin ilk aşamalarından biri çocuğun gerçek gözlük numarasının belirlenmesidir.

Özellikle çocuklarda bunun için göz bebeğini büyüten ve gözün odaklama gücünü geçici olarak ortadan kaldıran damlalarla muayene gerekebilir.

Gözlük verildikten sonra görmenin gelişimi takip edilir.

Bazı çocuklarda yalnızca gözlük yeterli olabilir.

Bazılarında ise ek tedavi gerekir.

Göz Kapatma Tedavisi Neden Yapılır?

Gözlükle yeterli gelişme sağlanamazsa iyi gören göz belirli sürelerle kapatılabilir.

Amaç tembel olan gözün daha fazla kullanılmasını sağlamaktır.

Kapatma süresi her çocuk için aynı değildir.

Çocuğun yaşı, görme düzeyi ve göz tembelliğinin derecesine göre göz doktoru tarafından belirlenir.

“Ne kadar uzun kapatırsak o kadar iyi olur” düşüncesi doğru değildir.

Tedavinin düzenli takip edilmesi gerekir.

Göz Tembelliğinde Damla Tedavisi Var mı?

Bazı çocuklarda iyi gören gözün yakın görmesini geçici olarak bulanıklaştıran atropin damla kapatma tedavisine alternatif olarak kullanılabilir.

Böylece çocuk tembel gözünü daha fazla kullanmaya yönlendirilir.

Ancak bu tedavi her çocuk için uygun değildir.

Hangi yöntemin kullanılacağı çocuğun göz tembelliğinin türüne ve derecesine göre belirlenir.

Göz Tembelliği Kaç Yaşına Kadar Tedavi Edilebilir?

Görme sistemi çocukluk döneminde gelişir.

Bu nedenle göz tembelliğinin mümkün olduğunca erken tanınması ve tedavi edilmesi önemlidir.

Eskiden tedavinin çok küçük yaşlardan sonra işe yaramayacağı düşünülüyordu.

Bugün bunun bu kadar kesin olmadığını biliyoruz.

Daha büyük çocuklarda ve ergenlerde de uygun hastalarda tedaviyle görmede artış sağlanabilir.

Ancak tedavinin başarı ihtimali genel olarak küçük yaşlarda daha yüksektir.

Bu nedenle: “Biraz daha büyüsün, sonra tedavi ederiz.” yaklaşımı doğru değildir.

Yetişkinlerde Göz Tembelliği Tedavi Edilebilir mi?

Bu sorunun cevabı biraz daha dikkatli verilmelidir.

Yetişkin beyninde de belirli bir görsel öğrenme ve değişme kapasitesi vardır.

Son yıllarda bilgisayar tabanlı görsel çalışmalar, algısal öğrenme ve iki gözün birlikte çalışmasını hedefleyen yöntemler üzerinde araştırmalar yapılmaktadır.

Bazı yetişkinlerde görmede belirli miktarda iyileşme sağlanabileceğini gösteren çalışmalar vardır.

Ancak sonuçlar kişiden kişiye değişir.

Bugün için yetişkinlerde çocukluk çağındaki klasik göz tembelliği tedavileri kadar kesin ve öngörülebilir sonuç veren, herkese uygulanabilecek bir yöntem olduğunu söylemek doğru değildir.

Bu nedenle yetişkin bir hastaya:

“Artık hiçbir şey yapılamaz.”

demek de,

“Göz tembelliğiniz kesin olarak düzelir.”

demek de doğru değildir.

Öncelikle görme azlığının gerçekten göz tembelliğinden kaynaklandığından emin olunmalıdır.

Yetişkinde Az Gören Her Göz Tembel Göz müdür?

Hayır.

Bu çok önemli bir noktadır.

Bir yetişkinin bir gözü diğerinden az görüyorsa bunun nedenini doğrudan “göz tembelliği” olarak kabul etmek doğru değildir.

Katarakt, kornea hastalıkları, retina hastalıkları veya görme siniri sorunları da bir gözün az görmesine neden olabilir.

Gerçek göz tembelliği çocukluk dönemindeki görme gelişimi sırasında ortaya çıkar.

Bu nedenle yetişkinlikte yeni başlayan görme azalması göz tembelliğine bağlanmamalı ve nedeni araştırılmalıdır.

Göz Tembelliği Ameliyatla Düzelir mi?

Göz tembelliğini doğrudan ortadan kaldıran bir ameliyat yoktur.

Örneğin şaşılığı olan bir hastada şaşılık ameliyatı gözlerin duruşunu düzeltebilir.

Ancak yalnızca gözleri düz hale getirmek, tembel gözün görmesini otomatik olarak normale getirmez.

Benzer şekilde uygun bir hastada gözlük numarasını azaltan lazer ameliyatı yapılması da çocukluktan kalan göz tembelliğini tek başına ortadan kaldırmaz.

Çocuklarda Göz Muayenesi Neden Önemlidir?

Göz tembelliğinde zaman önemlidir.

Çocuk bir gözünün az gördüğünü çoğu zaman kendisi fark etmez.

Aile de bunu dışarıdan anlayamayabilir.

Bu nedenle çocukların görmesinin iki göz ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir.

Şaşılık, gözlerde belirgin numara farkı veya görmeyi engelleyen başka bir problem erken fark edilirse göz tembelliği gelişmeden önlem alınabilir veya mevcut tembellik daha etkili şekilde tedavi edilebilir.

Kısaca

Göz tembelliği, çocukluk döneminde görme sisteminin yeterince gelişememesi sonucu ortaya çıkan görme azlığıdır.

En sık nedenleri iki göz arasında gözlük numarası farkı ve şaşılıktır.

Çocuk tek gözüyle iyi gördüğü için aile göz tembelliğini fark etmeyebilir.

Tedavide doğru gözlük, kapatma tedavisi ve bazı çocuklarda atropin damla kullanılabilir.

Tedaviye ne kadar erken başlanırsa başarı şansı genellikle o kadar yüksektir.

Daha büyük çocuklarda da tedaviden fayda görülebilir.

Yetişkinlerde ise bazı yeni yöntemlerle görmede gelişme sağlanabileceğine dair çalışmalar vardır. Ancak sonuçlar değişkendir ve her hastada kesin düzelme vaat etmek doğru değildir.

En önemlisi, yetişkinlikte ortaya çıkan yeni görme azalmasını “göz tembelliğidir” diyerek geçiştirmemektir.

Diyabet Gözü Nasıl Etkiler? Diyabetik Retinopati Belirtileri Nelerdir?

Şeker hastalığınız varsa gözleriniz tamamen normal görse bile göz muayenenizi ihmal etmeyin.

Çünkü diyabetik retinopati erken dönemde çoğu zaman belirti vermez.

Kişi iyi gördüğünü düşünürken gözün arkasındaki retina damarlarında değişiklikler başlamış olabilir.

Bu nedenle diyabette göz muayenesinin amacı yalnızca görme bozulduğunda tedavi etmek değil, sorunu görme etkilenmeden önce fark etmektir.

Diyabet Gözü Nasıl Etkiler?

Diyabet, uzun süre yüksek seyreden kan şekeri nedeniyle vücuttaki küçük damarları etkileyebilir.

Bu damarlardan bazıları gözün arkasındaki retinada bulunur.

Retina, gözümüze gelen ışığı algılayan ve görmemizi sağlayan sinir tabakasıdır.

Diyabet retinadaki küçük damarların yapısını bozabilir. Damarlardan sıvı veya kan sızabilir. Hastalık ilerlediğinde retina üzerinde anormal yeni damarlar oluşabilir.

Bu duruma diyabetik retinopati denir.

Diyabetik Retinopati Belirti Verir mi?

Hastalığın en önemli özelliklerinden biri budur:

Erken dönemde hiçbir belirti olmayabilir.

Görmeniz çok iyi olabilir.

Yakını ve uzağı rahatlıkla görebilirsiniz.

Gözünüz ağrımayabilir ve kızarmayabilir.

Ancak buna rağmen retinada diyabete bağlı değişiklikler başlamış olabilir.

Bu nedenle: “İyi görüyorum, göz muayenesine ihtiyacım yok.” düşüncesi doğru değildir.

Diyabetik Retinopati Belirtileri Nelerdir?

Hastalık ilerlediğinde farklı görme sorunları ortaya çıkabilir.

Bunlar arasında:

  • Bulanık görme
  • Görmenin azalması
  • Okumakta zorlanma
  • Görüntülerin eğri veya dalgalı görünmesi
  • Renklerin daha soluk görünmesi
  • Göz önünde siyah noktalar veya uçuşmalar
  • Görme alanında karanlık bölgeler

bulunabilir.

Ancak bu belirtilerin ortaya çıkmasını beklemek doğru değildir.

Çünkü amaç hastalığı mümkünse şikâyet başlamadan önce yakalamaktır.

Diyabetik Makula Ödemi Nedir?

Makula, retinanın tam ortasında bulunan ve ayrıntılı görmemizi sağlayan bölgedir.

Okurken, araba kullanırken veya bir kişinin yüzüne bakarken makulamızı kullanırız.

Diyabet nedeniyle retina damarlarından sıvı sızarsa makulada şişme gelişebilir.

Buna diyabetik makula ödemi denir.

Makula ödemi:

  • Merkezi görmede bulanıklık
  • Okumada zorlanma
  • Görüntülerde eğrilme
  • Renklerin soluk görünmesi

gibi şikâyetlere neden olabilir.

Diyabetik makula ödemi görme azalmasının önemli nedenlerinden biridir.

Göz Önünde Siyah Noktalar Diyabetten Olabilir mi?

Evet, olabilir.

İleri diyabetik retinopatide retina üzerinde normal olmayan yeni damarlar gelişebilir.

Bu damarlar oldukça hassastır ve kolayca kanayabilir.

Kan gözün içindeki saydam jel olan vitreusun içine yayıldığında hasta birdenbire:

“Siyah noktalar görüyorum.”

“Gözümün önünde örümcek ağı var.”

“Birden görüşüm karardı.”

şeklinde şikâyetler yaşayabilir.

Diyabeti olan bir kişide yeni başlayan yoğun uçuşmalar veya ani görme azalması gecikmeden değerlendirilmelidir.

Diyabet Gözü Kör Eder mi?

Diyabet kontrol edilmediğinde ve göz hastalığı ilerlediğinde ciddi görme kaybına neden olabilir.

Ancak bu sonuç kaçınılmaz değildir.

Düzenli göz muayenesi ile hastalık erken dönemde fark edilebilir. Gerektiğinde tedavi uygulanarak ciddi görme kaybı riski önemli ölçüde azaltılabilir.

Bu nedenle diyabette en önemli konulardan biri görmenin bozulmasını beklememektir.

Diyabetik Retinopati Riski Kimlerde Daha Fazladır?

Diyabet süresi uzadıkça retinopati gelişme riski artar.

Kan şekerinin uzun süre yüksek seyretmesi de önemli bir risk faktörüdür.

Kan basıncının ve kan yağlarının iyi kontrol edilmesi de önemlidir.

Bu nedenle göz sağlığını korumak yalnızca göz tedavisinden ibaret değildir.

Diyabetin genel olarak iyi kontrol edilmesi de gözleri korumanın önemli bir parçasıdır.

Diyabet Hastaları Ne Zaman Göz Muayenesi Olmalıdır?

Tip 2 diyabette gözdeki değişiklikler, diyabet tanısı konulduğu sırada bile bulunabilir.

Bu nedenle Tip 2 diyabet tanısı konulduğunda göz muayenesi yapılmalıdır.

Tip 1 diyabette ise erişkinlerde ilk kapsamlı göz muayenesi genellikle diyabet başladıktan sonraki 5 yıl içinde önerilir.

Bundan sonraki kontrol sıklığı göz bulgularına, kan şekeri kontrolüne ve kişinin risk durumuna göre belirlenir.

Retinopati varsa daha sık kontrol gerekebilir.

Bu nedenle en doğru kontrol aralığını göz doktorunuz belirlemelidir.

Diyabetik Retinopati Nasıl Anlaşılır?

Göz doktoru göz bebeğini damlayla büyüterek retinayı ayrıntılı şekilde değerlendirir.

Retinada kanamalar, damar değişiklikleri, sıvı birikimi veya yeni damar oluşumu araştırılır.

Gerektiğinde OCT adı verilen görüntüleme yöntemiyle özellikle makula ayrıntılı olarak incelenebilir.

Bazı hastalarda retina damarlarını değerlendirmek için ek görüntüleme yöntemlerine de ihtiyaç duyulabilir.

Diyabetik Retinopati Nasıl Tedavi Edilir?

Her diyabetik retinopati hastasına hemen göz içine enjeksiyon veya lazer yapılmaz.

Hafif ve erken değişikliklerde düzenli takip ve diyabetin iyi kontrol edilmesi yeterli olabilir.

Hastalığın durumuna göre:

  • Göz içine ilaç enjeksiyonları
  • Lazer tedavisi
  • Vitrektomi adı verilen göz ameliyatı

gerekebilir.

Hangi tedavinin uygulanacağı retinopatinin derecesine, makula ödeminin bulunup bulunmamasına ve görmenin durumuna göre belirlenir.

Göz İçi İğne Neden Yapılır?

Özellikle diyabetik makula ödeminde göz içine anti-VEGF adı verilen ilaçlar uygulanabilir.

Bu ilaçlar retinadaki damar sızıntısını ve makuladaki ödemi azaltmaya yardımcı olur.

Bazı hastalarda birden fazla enjeksiyon gerekebilir.

Hangi hastanın enjeksiyona ihtiyacı olduğuna göz muayenesi ve retina görüntülemeleri sonucunda karar verilir.

Kan Şekerini Düzeltmek Gözü Korur mu?

Evet.

Kan şekerinin hedeflenen düzeylerde tutulması diyabetik retinopati gelişme riskini azaltmaya ve mevcut hastalığın ilerlemesini yavaşlatmaya yardımcı olur.

Kan basıncı ve kan yağlarının kontrolü de önemlidir.

Ancak kan şekerinin iyi olması göz muayenesinin yerine geçmez.

Diyabeti olan kişinin hem genel hastalık kontrolünü hem de düzenli göz kontrollerini sürdürmesi gerekir.

Diyabette Hangi Göz Belirtilerinde Beklenmemelidir?

Diyabetiniz varsa ve görmenizde yeni bir değişiklik fark ettiyseniz bunu yalnızca kan şekerine bağlamayın.

Özellikle:

  • Ani görme azalması
  • Birden başlayan çok sayıda siyah nokta veya uçuşma
  • Görme alanında karanlık veya perde benzeri alan
  • Belirgin yeni bulanık görme

ortaya çıktığında göz muayenesi geciktirilmemelidir.

Kısaca

Diyabet gözü etkileyebilir ve diyabetik retinopatiye neden olabilir.

En önemli nokta, hastalığın başlangıçta hiçbir belirti vermeyebilmesidir.

Bu nedenle iyi görmek, retinanın tamamen sağlıklı olduğunu göstermez.

Tip 2 diyabet tanısı konulduğunda göz muayenesi yapılmalıdır. Sonraki kontroller kişinin göz bulgularına ve risk durumuna göre planlanır.

Diyabetik retinopati gelişmişse hastalığın derecesine göre takip, göz içi enjeksiyon, lazer veya ameliyat gerekebilir.

Kan şekerini, kan basıncını ve kan yağlarını kontrol altında tutmak ve düzenli göz muayenesi olmak görmeyi korumanın en önemli yollarındandır.

Retina Dekolmanı Nedir? Retina Yırtığının İlk Belirtileri Nelerdir?

Gözünüzün önünde birdenbire çok sayıda siyah nokta veya uçuşan cisim mi görmeye başladınız? Işık çakmaları mı oluyor? Görüşünüzün bir tarafına perde veya gölge mi geliyor?

Bu belirtiler retina yırtığı veya retina dekolmanının habercisi olabilir.

Retina dekolmanı acil değerlendirilmesi gereken bir göz hastalığıdır.

Çünkü erken fark edilen bir retina yırtığı bazen lazerle tedavi edilebilirken, retina ayrılmaya başladığında ameliyat gerekebilir.

Retina Nedir?

Retina, gözümüzün iç kısmını kaplayan ve görmemizi sağlayan ince sinir tabakasıdır.

Göze gelen ışığı algılar ve oluşan bilgiyi görme siniri aracılığıyla beynimize gönderir.

Bir bakıma fotoğraf makinesindeki görüntüyü algılayan bölüm gibi düşünülebilir.

Retinanın sağlıklı olması iyi görebilmemiz için gereklidir.

Retina Yırtığı Nedir?

Gözümüzün içi vitreus adı verilen saydam ve jel kıvamında bir maddeyle doludur.

Yaş ilerledikçe vitreusun yapısı değişir ve retina yüzeyinden ayrılmaya başlayabilir. Buna arka vitreus dekolmanı denir.

Bu çoğu kişide yaşla birlikte ortaya çıkan doğal bir değişikliktir ve genellikle ciddi bir sorun oluşturmaz.

Ancak vitreus retinadan ayrılırken bazı noktalarda retinayı çekebilir.

Bu çekme yeterince kuvvetliyse retinada yırtık oluşabilir.

Retina Dekolmanı Nedir?

Retinada bir yırtık oluşursa göz içindeki sıvı bu yırtığın altına geçebilir.

Sıvı retinayı gözün arka duvarından ayırmaya başlar.

Bu duruma retina dekolmanı denir.

Retina yerinden ayrıldığında görevini düzgün şekilde yapamaz. Ayrılma ilerledikçe görme alanında kayıp ortaya çıkabilir.

Bu nedenle retina dekolmanı acil tedavi gerektiren bir göz hastalığıdır.

Retina Yırtığının İlk Belirtileri Nelerdir?

Retina yırtığının en önemli uyarı belirtileri şunlardır:

  • Birdenbire başlayan veya belirgin şekilde artan uçuşan cisimler
  • Işık çakmaları
  • Görme alanında yeni oluşan gölge
  • Görmede bulanıklık veya azalma

Özellikle daha önce olmayan çok sayıda uçuşma ve ışık çakmasının aniden başlaması önemlidir.

Bu belirtiler her zaman retina yırtığı olduğu anlamına gelmez.

Ancak retina yırtığı olup olmadığı ancak göz muayenesiyle anlaşılabilir.

Göz Önündeki Uçuşan Cisimler Nedir?

Hastalar uçuşan cisimleri farklı şekillerde tarif edebilir:

“Sinek uçuyor.”

“Siyah noktalar görüyorum.”

“İplik gibi şeyler var.”

“Örümcek ağı görüyorum.”

Bunlara floaters veya göz önünde uçuşmalar denir.

Özellikle yaş ilerledikçe az sayıda uçuşan cisim görmek oldukça sık rastlanan bir durumdur.

Önemli olan yeni başlayan veya birdenbire belirgin şekilde artan uçuşmalardır.

Bir anda çok sayıda siyah nokta, iplik veya örümcek ağı benzeri görüntü ortaya çıktıysa retina muayenesi yapılmalıdır.

Işık Çakması Neden Olur?

Vitreus retinayı çektiğinde retina mekanik olarak uyarılabilir.

Beynimiz bu uyarıyı ışık çakması şeklinde algılayabilir.

Hasta bunu:

“Şimşek çakıyor.”

“Gözümün kenarında flaş patlıyor.”

“Karanlıkta ışık görüyorum.”

şeklinde tarif edebilir.

Yeni başlayan ışık çakmaları, özellikle yeni uçuşmalarla birlikteyse retina yırtığı açısından değerlendirilmelidir.

Göze Perde İnmesi Ne Anlama Gelir?

Retina dekolmanı ilerlediğinde görme alanının bir bölümü kaybolmaya başlayabilir.

Hasta bunu:

“Gözüme perde indi.”

“Bir taraftan gölge geliyor.”

“Görüşümün bir kısmı karardı.”

şeklinde tarif edebilir.

Bu belirti retina dekolmanı açısından çok önemlidir.

Görme alanına yeni bir perde veya gölge geliyorsa beklenmemeli ve acil göz muayenesi yapılmalıdır.

Retina Dekolmanı Ağrı Yapar mı?

Genellikle hayır.

Retina yırtığı ve retina dekolmanı çoğu zaman ağrısızdır.

Göz dışarıdan normal görünebilir. Kızarıklık da olmayabilir.

Bu nedenle hastalar bazen durumun ciddi olmadığını düşünebilir.

Ancak:

Ağrı olmaması retina dekolmanının önemsiz olduğu anlamına gelmez.

Burada önemli olan görmede ortaya çıkan yeni belirtilerdir.

Kimlerde Retina Yırtığı ve Dekolmanı Riski Daha Fazladır?

Retina dekolmanı herkeste gelişebilir. Ancak bazı kişilerde risk daha yüksektir.

Özellikle:

  • Yüksek miyopisi olanlarda
  • Daha önce retina yırtığı veya dekolmanı geçirenlerde
  • Diğer gözünde retina dekolmanı bulunanlarda
  • Ailesinde retina dekolmanı öyküsü olanlarda
  • Göze ciddi darbe alanlarda
  • Katarakt veya başka göz ameliyatları geçirenlerde
  • Retinada bazı incelme alanları bulunanlarda

risk daha yüksek olabilir.

Yüksek miyopisi olan kişilerin bu belirtiler konusunda özellikle dikkatli olması gerekir.

Retina Yırtığı Nasıl Anlaşılır?

Retina yırtığını anlamak için göz bebeği damlayla büyütülerek retina ayrıntılı olarak muayene edilir.

Göz doktoru retinanın yalnızca merkezini değil, mümkün olduğunca çevresini de değerlendirir.

Çünkü retina yırtıkları çoğu zaman retinanın çevre bölümlerinde ortaya çıkar.

Gerekli durumlarda göz ultrasonu veya OCT gibi ek incelemeler de kullanılabilir.

Ancak retina yırtığını araştırmada temel yöntem göz bebeği büyütülerek yapılan ayrıntılı retina muayenesidir.

Retina Yırtığı Tedavi Edilebilir mi?

Evet.

Retinada yırtık saptanmış ancak henüz retina dekolmanı gelişmemişse bazı yırtıklar lazerle tedavi edilebilir.

Lazerle yırtığın çevresinde küçük yapışıklık alanları oluşturulur.

Amaç sıvının yırtıktan retina altına geçmesini ve retina dekolmanı gelişmesini önlemektir.

Her retina deliği veya yırtığına otomatik olarak lazer yapılmaz. Tedavi kararı yırtığın tipi, yeri, belirtiler ve hastanın risk durumuna göre verilir.

Retina Dekolmanı Nasıl Tedavi Edilir?

Retina dekolmanı gelişmişse genellikle cerrahi tedavi gerekir.

Hastalığın durumuna göre farklı ameliyat yöntemleri kullanılabilir.

Bunlar arasında:

  • Vitrektomi
  • Göze gaz verilmesi
  • Skleral çökertme ameliyatı

gibi yöntemler bulunur.

Hangi yöntemin kullanılacağı retina dekolmanının özelliklerine göre belirlenir.

Tedavinin amacı retinayı tekrar yerine yerleştirmek ve mümkün olan en iyi görmeyi korumaktır.

Retina Yırtığı Belirtilerinde Ne Kadar Beklenebilir?

Beklememek gerekir.

Yeni başlayan çok sayıda uçuşma veya ışık çakması varsa retina yırtığı açısından göz muayenesi yapılmalıdır.

Görme alanında perde veya gölge başladıysa durum daha da acildir.

Belirtilerin kendiliğinden geçip geçmeyeceğini beklemek doğru değildir.

Akılda Kalması Gereken 3 Belirti

1. Yeni başlayan veya aniden artan uçuşmalar

2. Yeni başlayan ışık çakmaları

3. Görme alanına perde veya gölge gelmesi

Bu belirtilerden biri ortaya çıkarsa retina yırtığı veya retina dekolmanı açısından göz muayenesi geciktirilmemelidir.

Kısaca

Retina yırtığı ve retina dekolmanı görmeyi tehdit edebilen önemli göz hastalıklarıdır.

Yeni başlayan uçuşan cisimler ve ışık çakmaları retina yırtığının ilk belirtileri olabilir.

Görme alanına perde veya gölge gelmesi ise retina dekolmanının önemli bir belirtisidir.

Retina yırtığı ve retina dekolmanı çoğu zaman ağrı yapmaz. Bu nedenle gözün ağrımaması veya kızarmaması hastalığın önemsiz olduğu anlamına gelmez.

Özellikle yüksek miyopisi olanlar, göz ameliyatı geçirenler ve daha önce retina yırtığı veya dekolmanı yaşayanlar bu belirtiler konusunda daha dikkatli olmalıdır.

Uçuşma + ışık çakması + perde/gölge

Bu belirtiler yeni başladıysa beklemek yerine göz doktoruna başvurmak gerekir.

Keratokonus Nedir? Belirtileri Nelerdir ve Nasıl Anlaşılır?

Gözlük numaranız, özellikle astigmatınız sık sık değişiyor mu? Yeni yaptırdığınız gözlükle bile yeterince net göremiyor musunuz?

Bunun nedenlerinden biri keratokonus olabilir.

Keratokonus, gözün en önündeki saydam tabaka olan korneanın incelmesi ve şeklinin bozulmasıdır.

Hastalık genellikle genç yaşlarda başlar. Bazı kişilerde yavaş ilerlerken bazı kişilerde daha hızlı ilerleyebilir.

Erken tanı önemlidir. Çünkü keratokonus ilerliyorsa cross-linking adı verilen tedaviyle ilerlemesini durdurmak veya yavaşlatmak mümkün olabilir.

Keratokonus Nedir?

Kornea, gözümüzün önündeki saydam tabakadır.

Sağlıklı bir kornea düzenli ve kubbeye benzer bir şekle sahiptir. Bu düzgün yapı ışığın gözün içine doğru şekilde odaklanmasını sağlar.

Keratokonusta kornea giderek incelir ve öne doğru sivrileşmeye başlar.

Kornea şekli bozuldukça ışık gözün içine düzgün odaklanamaz.

Bunun sonucunda astigmatizma ve görme bulanıklığı ortaya çıkar.

Keratokonus Belirtileri Nelerdir?

Keratokonusun erken döneminde belirtiler çok belirgin olmayabilir.

Hastalık ilerledikçe:

  • Bulanık görme
  • Astigmatın artması
  • Gözlük numarasının sık değişmesi
  • Gözlükle yeterince net görememe
  • Işıklarda dağılma ve parlamalar
  • Gece görmede zorlanma
  • Görüntülerde gölgelenme veya çiftleşme

gibi şikâyetler ortaya çıkabilir.

Genellikle iki göz de etkilenir. Ancak bir göz diğerinden daha ileri durumda olabilir.

Astigmatın Sürekli Artması Keratokonus Belirtisi Olabilir mi?

Evet, olabilir.

Özellikle genç bir kişide astigmatın kısa süre içinde belirgin şekilde değişmesi veya artması keratokonus açısından dikkat çekici olabilir.

Bir başka önemli ipucu da gözlükle elde edilen görmenin giderek azalmasıdır.

Ancak astigmatı olan herkes keratokonus değildir.

Keratokonus tanısı yalnızca gözlük numarasına bakılarak konulmaz. Kornea yapısının ayrıntılı olarak incelenmesi gerekir.

Keratokonus Nasıl Anlaşılır?

Keratokonus bazen normal göz muayenesinde fark edilebilir. Ancak erken dönemde göz dışarıdan tamamen normal görünebilir.

Tanıda en önemli incelemelerden biri kornea topografisi veya tomografisidir.

Bu cihazlar korneanın ayrıntılı bir haritasını çıkarır.

Kornea yüzeyinin şekli, dikliği ve inceliği değerlendirilir. Böylece normal muayenede henüz belirgin olmayan erken keratokonus bulguları bile fark edilebilir.

Gerektiğinde bu ölçümler belirli aralıklarla tekrarlanır.

Böylece hastalığın ilerleyip ilerlemediği anlaşılabilir.

Keratokonus Neden Olur?

Keratokonusun tek bir nedeni yoktur.

Genetik yatkınlık önemlidir. Ailesinde keratokonus bulunan kişilerde hastalık daha sık görülebilir.

Çevresel ve mekanik faktörler de hastalığın ortaya çıkması veya ilerlemesinde rol oynayabilir.

Bunların içinde en önemlilerinden biri gözleri sık ve kuvvetli şekilde ovuşturmaktır.

Göz Ovuşturmak Keratokonus Yapar mı?

Göz ovuşturma ile keratokonus arasında güçlü bir ilişki vardır.

Özellikle uzun süre ve kuvvetli şekilde göz ovuşturmak keratokonus gelişmesi ve ilerlemesi açısından önemli bir risk faktörüdür.

Bu nedenle keratokonusu olan veya keratokonustan şüphelenilen kişilere en önemli önerilerden biri:

Gözlerinizi ovuşturmayın.

Gözlerinizi sık sık kaşıma ihtiyacı hissediyorsanız bunun altında alerji veya başka bir göz yüzeyi problemi olabilir.

Bu durumda yalnızca “ovuşturma” demek yerine, göz kaşıntısının nedenini bulmak ve tedavi etmek de önemlidir.

Alerji ile Keratokonus Arasında İlişki Var mı?

Alerjik hastalıklar keratokonusu olan kişilerde daha sık görülebilir.

Ancak burada önemli noktalardan biri göz kaşıntısı ve buna bağlı göz ovuşturmadır.

Alerjisi olan kişi gözlerini sürekli ve kuvvetli şekilde ovuşturuyorsa korneaya tekrarlayan mekanik baskı uygulanır.

Bu nedenle özellikle gençlerde göz alerjisinin ve göz kaşıntısının tedavi edilmesi önemlidir.

Keratokonus İlerler mi?

Keratokonus ilerleyici bir hastalık olabilir.

İlerleme özellikle çocuklarda, ergenlerde ve genç erişkinlerde daha hızlı olabilir.

Ancak her hastada aynı hızda ilerlemez.

Bu nedenle keratokonus tanısı konulduğunda yalnızca o günkü kornea haritasına bakmak yeterli olmayabilir.

Belirli aralıklarla yapılan muayene ve kornea ölçümleri karşılaştırılarak hastalığın ilerleyip ilerlemediği değerlendirilir.

Keratokonus Tedavi Edilebilir mi?

Keratokonusun tedavisi hastalığın derecesine ve ilerleyip ilerlemediğine göre değişir.

Hafif vakalarda gözlük yeterli olabilir.

Gözlükle yeterli görme sağlanamıyorsa özel kontakt lensler kullanılabilir. Sert gaz geçirgen veya skleral kontakt lensler düzensiz kornea yüzeyinin oluşturduğu görüntü bozukluğunu azaltarak daha iyi görme sağlayabilir.

Ancak kontakt lens kullanmak keratokonusun ilerlemesini durdurmaz.

Hastalık ilerliyorsa farklı bir tedavi gerekir.

Cross-Linking Nedir?

Corneal cross-linking (CXL), ilerleyen keratokonusu durdurmak veya ilerleme hızını azaltmak amacıyla uygulanan bir tedavidir.

Tedavide korneaya riboflavin (B2 vitamini) damlatılır ve kontrollü şekilde ultraviyole-A ışığı uygulanır.

Bunun sonucunda korneanın yapısındaki bağlar güçlenir ve kornea daha dayanıklı hale gelir.

Cross-linking’in temel amacı gözlük numarasını sıfırlamak veya hastayı gözlükten kurtarmak değildir.

Asıl amaç:

Keratokonusun daha fazla ilerlemesini önlemektir.

Bazı hastalarda kornea şeklinde ve görmede bir miktar düzelme olabilir. Ancak bu tedavinin temel hedefi değildir.

Keratokonusu Olan Herkese Cross-Linking Yapılır mı?

Hayır.

Keratokonusu olan her hastaya otomatik olarak cross-linking yapılması gerekmez.

Özellikle hastalığın ilerlediği gösterilmişse cross-linking gündeme gelir.

Hastanın yaşı, korneanın kalınlığı, kornea haritaları, gözlük numarasındaki değişiklikler ve hastalığın ilerleme riski birlikte değerlendirilir.

Özellikle genç hastalarda ilerleme riski daha yüksek olduğu için takip daha önemlidir.

Keratokonusta Lazer Göz Ameliyatı Yapılabilir mi?

Klasik göz çizdirme ameliyatları olan LASIK gibi korneayı incelten lazer işlemleri, keratokonusu olan kişiler için genellikle uygun değildir.

Bu nedenle lazer göz ameliyatı düşünen kişilerde korneanın yapısının ameliyat öncesinde dikkatli şekilde değerlendirilmesi çok önemlidir.

Bazen kişinin henüz hiçbir şikâyeti yokken yapılan kornea haritalarında keratokonus veya keratokonus şüphesi fark edilebilir.

Bu durumda yapılmaması gereken bir lazer ameliyatının önüne geçilmiş olur.

Keratokonus Körlük Yapar mı?

Keratokonus genellikle gözün tamamen görmemesine yol açan bir hastalık değildir.

Ancak ilerlediğinde görme kalitesini ciddi şekilde bozabilir.

İleri hastalıkta korneada belirgin şekil bozukluğu ve bazen kalıcı izler gelişebilir. Gözlük veya kontakt lensle yeterli görme sağlanamayan ileri vakalarda kornea nakli gerekebilir.

Günümüzde erken tanı, düzenli takip, uygun kontakt lensler ve gerektiğinde cross-linking sayesinde hastalığın ileri aşamalara ulaşmasını önlemek çok daha mümkün hale gelmiştir.

Kısaca

Keratokonus, korneanın incelerek şeklinin bozulduğu bir göz hastalığıdır.

Özellikle genç yaşta astigmatın hızla artması, gözlük numarasının sık değişmesi veya gözlükle yeterince net görememe keratokonusu düşündürebilir.

Tanıda kornea topografisi ve tomografisi önemli yer tutar.

Keratokonusu olan kişilerin gözlerini ovuşturmaması çok önemlidir. Göz kaşıntısı veya alerji varsa bunun da tedavi edilmesi gerekir.

Hastalık ilerliyorsa cross-linking ile korneanın güçlendirilmesi ve ilerlemenin durdurulması hedeflenebilir.

Keratokonusta en önemli noktalardan biri hastalığı erken fark etmek ve ilerleyip ilerlemediğini düzenli olarak takip etmektir.

Ani Bulanık Görme Neden Olur? Tek Gözde ve İki Gözde Bulanık Görme Farkı

Görmeniz birden bulanıklaştıysa bunu önemsemek gerekir.

Bulanık görmenin gözlük numarasının değişmesi, göz kuruluğu veya katarakt gibi sık görülen nedenleri vardır. Ancak bunlar genellikle yavaş gelişir.

Birdenbire ortaya çıkan görme bulanıklığı ise farklıdır.

Özellikle tek gözde ani görme azalması, bazen acil tedavi gerektiren bir göz hastalığının belirtisi olabilir.

Bulanık Görme Neden Olur?

Bulanık görmenin birçok farklı nedeni vardır.

Sık görülen nedenler arasında:

  • Miyopi, hipermetropi ve astigmatizma
  • Göz kuruluğu
  • Katarakt
  • Kornea hastalıkları
  • Retina hastalıkları
  • Glokom
  • Göz içi kanamalar
  • Görme siniri hastalıkları

bulunur.

Ancak bulanıklığın aniden mi yoksa yavaş yavaş mı başladığı nedenini anlamamız açısından çok önemlidir.

Ani Bulanık Görme Nedir?

Kişinin daha önce iyi olan görmesinin dakikalar, saatler veya kısa bir süre içinde belirgin şekilde azalmasına ani görme kaybı veya ani görme bulanıklığı denebilir.

Bu durumda “Biraz bekleyeyim, belki geçer.” düşüncesi her zaman doğru değildir.

Çünkü bazı hastalıklarda erken tanı ve tedavi görmenin korunması açısından önemlidir.

Tek Gözde Ani Bulanık Görme Neden Olur?

Tek gözde aniden ortaya çıkan bulanık görme özellikle önemlidir.

Bunun nedenleri arasında:

  • Retina damarlarında tıkanıklık
  • Retina yırtığı veya retina dekolmanı
  • Göz içine kanama
  • Optik sinir hastalıkları
  • Akut glokom
  • Kornea hastalıkları

bulunabilir.

Bu hastalıkların hepsi aynı belirtileri oluşturmaz. Bazıları ağrılı, bazıları ise tamamen ağrısız olabilir.

Bu nedenle ağrı olmaması sorunun önemsiz olduğu anlamına gelmez.

Ani ve Ağrısız Görme Kaybı Önemli midir?

Evet.

Özellikle tek gözde aniden ve ağrısız şekilde görmenin azalması, retina veya göz damarlarıyla ilgili bir sorunun belirtisi olabilir.

Örneğin retinaya kan götüren damarın tıkanması ani ve ciddi görme kaybına neden olabilir.

Bu durumda göz dışarıdan tamamen normal görünebilir.

Yani:

“Gözüm ağrımıyor ve kızarmadı, önemli değildir.” düşüncesi doğru değildir.

Ani görme kaybı ağrısız olsa bile acil değerlendirme gerekebilir.

Işık Çakması ve Uçuşan Cisimler Neden Önemlidir?

Gözünüzün önünde yeni başlayan siyah noktalar, iplikler veya sinekler görüyorsanız ve bunlara ışık çakmaları eşlik ediyorsa retina yırtığı açısından dikkatli olmak gerekir.

Özellikle görme alanının bir bölümüne perde veya gölge inmiş gibi hissediliyorsa retina dekolmanı gelişmiş olabilir.

Bu durumda göz muayenesi geciktirilmemelidir.

İki Gözde Ani Bulanık Görme Neden Olur?

İki gözün birden bulanık görmesinin de birçok nedeni vardır.

Bazen kan şekeri değişiklikleri veya bazı ilaçlar görmede değişikliğe neden olabilir.

Migren sırasında da görmede geçici bozulmalar görülebilir.

Ancak beynin görmeyle ilgili bölgelerini etkileyen bazı nörolojik sorunlar da iki gözün görme alanında değişiklik yapabilir.

Bu nedenle özellikle ani başlayan görme bozukluğuna konuşma bozukluğu, yüzde veya kol-bacakta uyuşma ya da güçsüzlük eşlik ediyorsa acil değerlendirme gerekir.

Migren Görmeyi Bulanıklaştırır mı?

Evet.

Migren aurası sırasında parlak ışıklar, zikzak çizgiler, titreşen görüntüler veya görme alanında geçici kayıplar olabilir.

Bu görsel belirtiler çoğunlukla geçicidir.

Ancak kişi daha önce hiç böyle bir durum yaşamamışsa veya belirtiler alışılmış migreninden farklıysa bunu otomatik olarak migrene bağlamamak gerekir.

Özellikle yeni başlayan ani görme kaybında önce önemli göz ve nörolojik nedenlerin dışlanması gerekebilir.

Göz Kuruluğu Bulanık Görme Yapar mı?

Evet.

Göz kuruluğunda görme zaman zaman bulanıklaşabilir. Hasta gözünü kırptığında görüntü kısa süre için netleşebilir.

Uzun süre ekrana bakmak da bu şikâyeti artırabilir.

Ancak kuru göze bağlı bulanıklık ile bir gözde aniden ortaya çıkan belirgin görme kaybı aynı şey değildir.

Ani ve kalıcı görme azalmasını yalnızca göz kuruluğuna bağlamamak gerekir.

Katarakt Ani Bulanık Görme Yapar mı?

Katarakt genellikle görmeyi yavaş yavaş azaltır.

Hasta aylar veya yıllar içinde görmesinin azaldığını, renklerin soluklaştığını veya gece ışıklarında daha fazla zorlandığını fark edebilir.

Bu nedenle bir kişinin görmesi birdenbire belirgin şekilde azaldıysa bunu yalnızca katarakta bağlamak doğru değildir.

Ani Bulanık Görmede Tek Göz mü, İki Göz mü Olduğu Nasıl Anlaşılır?

Bazen hasta bulanıklığın hangi gözden kaynaklandığını fark edemeyebilir.

Basit bir yöntem yardımcı olabilir:

Önce bir gözünüzü, sonra diğer gözünüzü kapatın.

Her gözle ayrı ayrı bakın.

Böylece sorunun yalnızca bir gözde mi olduğunu, yoksa iki gözü de etkileyip etkilemediğini daha iyi anlayabilirsiniz.

Ancak bu kontrol doktora başvurmayı geciktirmemelidir.

Ani Bulanık Görmede Ne Zaman Acile Başvurulmalıdır?

Aşağıdaki belirtilerden biri varsa beklememek gerekir:

  • Tek gözde ani görme azalması veya görme kaybı
  • Görme alanına perde veya gölge inmesi
  • Yeni başlayan çok sayıda uçuşan cisim ve ışık çakması
  • Şiddetli göz ağrısı ve görme bulanıklığı
  • Gözde kızarıklıkla birlikte görme azalması
  • Göz yaralanması
  • Ani görme bozukluğuyla birlikte konuşma bozukluğu
  • Yüzde, kolda veya bacakta ani uyuşma ya da güçsüzlük

Özellikle ani görme kaybında saatler önemli olabilir.

Bu nedenle görmenin kendiliğinden düzelmesini beklemek yerine acil değerlendirme yapılması daha doğrudur.

Görme Birkaç Dakika Sonra Düzelirse Yine de Önemli midir?

Evet, olabilir.

Görmenin aniden azalıp birkaç dakika sonra tamamen düzelmesi her zaman sorunun geçtiği anlamına gelmez.

Özellikle tek gözde geçici görme kaybı, göze giden kan dolaşımında geçici bir sorunla ilişkili olabilir.

Bu nedenle daha önce yaşanmamış ani ve geçici görme kaybı da değerlendirilmelidir.

Kısaca

Bulanık görmenin birçok nedeni vardır. Ancak aniden başlayan bulanık görme özellikle önemlidir.

Göz kuruluğu, gözlük numarası ve katarakt gibi sık görülen sorunlar genellikle ani ve ciddi görme kaybı oluşturmaz.

Özellikle tek gözde aniden başlayan görme azalması, ağrı olmasa bile acil değerlendirme gerektirebilir.

Işık çakmaları, yeni başlayan uçuşan cisimler ve görme alanına perde inmesi retina yırtığı veya retina dekolmanının belirtisi olabilir.

Ani görme bozukluğuna konuşma bozukluğu veya vücudun bir tarafında güçsüzlük eşlik ediyorsa nörolojik bir acil durum söz konusu olabilir.

Ani görme kaybında “Biraz bekleyeyim, geçer.” demek yerine nedeninin hızla araştırılması gerekir.

Göz Sulanması Neden Olur? Sürekli Göz Yaşarmasının Nedenleri

Gözünüz sürekli sulanıyor mu? Soğuk havaya veya rüzgâra çıktığınızda gözünüzden yaş mı geliyor? Bazen gözyaşınız yanağınıza kadar akıyor mu?

Göz sulanması çok sık görülen bir şikâyettir.

Bazen göz kuruluğu veya alerji gibi basit nedenlerden kaynaklanır. Bazen de gözyaşı kanalında bir tıkanıklık olabilir.

Bu nedenle sürekli göz sulanmasının nedenini anlamak önemlidir.

Göz Neden Sulanır?

Gözümüz sürekli olarak gözyaşı üretir.

Gözyaşı, gözün ön yüzeyini ıslak ve sağlıklı tutar. Gözümüzü kırptığımızda gözyaşı gözün üzerine yayılır.

Daha sonra gözyaşının büyük bölümü göz kapaklarının buruna yakın kısmında bulunan küçük deliklerden gözyaşı kanalına geçer ve buruna doğru akar.

Bu sistemde bir sorun olduğunda gözde sulanma ortaya çıkabilir.

Temel olarak iki neden vardır:

  • Gözyaşı normalden fazla üretiliyordur.
  • Gözyaşı normal şekilde boşalamıyordur.

Bu iki durumun tedavileri birbirinden farklıdır.

Göz Kuruluğu Göz Sulanması Yapar mı?

Evet. İlk bakışta garip görünse de göz kuruluğu göz sulanmasına neden olabilir.

Göz yüzeyi kuruduğunda veya tahriş olduğunda göz bunu bir sorun olarak algılar.

Bunun sonucunda birden fazla miktarda gözyaşı üretilebilir. Bu gözyaşı gözün üzerinden taşıp yanağa doğru akabilir.

Bu nedenle:

“Gözüm sulanıyor, gözüm kuru olamaz.” düşüncesi her zaman doğru değildir.

Özellikle yanma, batma ve kumlanma hissi de varsa göz kuruluğu sulanmanın nedenlerinden biri olabilir.

Göz Alerjisi Sulanma Yapar mı?

Evet.

Göz alerjisinde sulanma çok sık görülür.

Alerjide genellikle:

  • Kaşıntı
  • Sulanma
  • Kızarıklık
  • Göz kapaklarında şişlik

birlikte olabilir.

Çoğu zaman iki göz birden etkilenir. Hapşırma ve burun akıntısı gibi başka alerji belirtileri de eşlik edebilir.

Özellikle kaşıntının ön planda olması alerjiyi düşündüren önemli bir ipucudur.

Rüzgâr ve Soğuk Hava Neden Gözleri Sulandırır?

Soğuk hava ve rüzgâr göz yüzeyini tahriş edebilir ve gözyaşının daha hızlı buharlaşmasına neden olabilir.

Gözümüz buna daha fazla gözyaşı üreterek cevap verebilir.

Bu nedenle dışarı çıktığında gözleri sulanan bir kişinin gözyaşı kanalında mutlaka tıkanıklık olması gerekmez.

Ancak sulanma çok belirginse veya sürekli oluyorsa başka nedenler de araştırılmalıdır.

Gözyaşı Kanalı Tıkanıklığı Nedir?

Gözyaşının gözden buruna doğru aktığı küçük bir kanal vardır.

Bu kanal daralır veya tıkanırsa gözyaşı normal şekilde boşalamaz. Gözde birikir ve yanağa doğru akar.

Buna gözyaşı kanalı tıkanıklığı denir.

Bu durumda hasta sık sık gözünü veya yanağını silmek zorunda kalabilir.

Bazen çapaklanma ve gözyaşı kesesinde enfeksiyon da görülebilir.

Tek Gözün Sürekli Sulanması Neden Olur?

Sadece bir gözün sürekli sulanması özellikle dikkat edilmesi gereken bir durumdur.

Tek taraflı sulanmanın nedeni gözyaşı kanalında daralma veya tıkanıklık olabilir.

Ancak göze kaçan bir yabancı cisim, kirpiklerin göze doğru dönmesi, göz kapağının yapısındaki sorunlar veya göz yüzeyindeki hastalıklar da tek gözde sulanmaya neden olabilir.

Bu nedenle uzun süren tek taraflı göz sulanması göz muayenesi gerektirir.

Bebeklerde Göz Sulanması Neden Olur?

Bebeklerde sürekli göz sulanması ve çapaklanmanın sık görülen nedenlerinden biri doğuştan gözyaşı kanalı tıkanıklığıdır.

Genellikle doğumdan sonraki ilk haftalar veya aylarda fark edilir.

Bebeğin gözü sürekli yaşlı görünebilir. Zaman zaman çapaklanma olabilir.

Bu tıkanıklıkların önemli bir bölümü bebek büyüdükçe kendiliğinden açılabilir.

Ancak sulanma ve çapaklanma devam ediyorsa göz doktorunun değerlendirmesi gerekir.

Göz Sulanması Nasıl Tedavi Edilir?

Tedavi sulanmanın nedenine göre yapılır.

Göz kuruluğu varsa kuru göz tedavisi uygulanabilir.

Alerji varsa alerjiye yönelik göz damlaları kullanılabilir.

Göze doğru dönen bir kirpik veya göz kapağı problemi varsa bunun düzeltilmesi gerekebilir.

Gözyaşı kanalında tıkanıklık varsa ise tıkanıklığın yerine ve derecesine göre farklı tedaviler uygulanabilir.

Bu nedenle her göz sulanmasına aynı göz damlası iyi gelmez.

Önce nedenin bulunması gerekir.

Göz Sulanması Ne Zaman Doktora Gitmeyi Gerektirir?

Ara sıra olan hafif sulanma çoğu zaman ciddi bir sorun değildir.

Ancak aşağıdaki durumlarda göz muayenesi yapılması uygun olur:

  • Sulanma sürekli devam ediyorsa
  • Sadece bir göz sürekli sulanıyorsa
  • Gözyaşı sık sık yanağa akıyorsa
  • Sürekli çapaklanma varsa
  • Gözün buruna yakın bölümünde ağrı veya şişlik varsa
  • Gözde yabancı cisim hissi varsa
  • Sulanmayla birlikte görmede azalma varsa

Şiddetli ağrı, belirgin kızarıklık, ışığa hassasiyet veya ani görme azalması varsa ise göz muayenesi geciktirilmemelidir.

Kısaca

Göz sulanmasının birçok farklı nedeni vardır.

Göz kuruluğu, alerji, rüzgâr ve soğuk hava gözyaşının fazla üretilmesine neden olabilir.

Bazen ise sorun gözyaşının fazla olması değil, gözyaşının gözyaşı kanalından yeterince boşalamamasıdır.

Özellikle tek gözde sürekli sulanma, gözyaşının yanağa akması veya tekrarlayan çapaklanma varsa gözyaşı kanalı tıkanıklığı açısından değerlendirme gerekebilir.

Göz sulanmasının doğru tedavisi için önce neden sulandığının anlaşılması önemlidir.

Gözde Batma ve Yanma Neden Olur? Kuru Göz mü, Alerji mi?

Gözünüzde yanma, batma veya kum varmış gibi bir his mi oluyor?

Bu şikâyetler çok sık görülür. En sık nedenlerden biri göz kuruluğudur. Alerji de gözlerde benzer şikâyetlere yol açabilir.

Ancak gözde yanma ve batmanın başka nedenleri de vardır.

Özellikle şikâyetlere ağrı, ışığa hassasiyet veya görmede azalma eşlik ediyorsa göz muayenesi gerekir.

Gözde Batma ve Yanma Neden Olur?

Gözümüzün ön yüzeyi çok hassastır. Gözyaşı bu yüzeyi ıslak ve sağlıklı tutar.

Gözyaşı tabakası bozulduğunda veya göz yüzeyi tahriş olduğunda yanma ve batma hissedebiliriz.

Sık görülen nedenler şunlardır:

  • Göz kuruluğu
  • Göz alerjisi
  • Uzun süre telefon veya bilgisayar kullanmak
  • Kontakt lens kullanımı
  • Klima, rüzgâr, duman ve kuru hava
  • Göz kapağı ve kirpik dibi sorunları
  • Göze yabancı cisim kaçması
  • Bazı göz enfeksiyonları

Şikâyetin nedenini anlamak için yanında başka hangi belirtilerin olduğuna bakmak önemlidir.

Kuru Göz Nasıl Anlaşılır?

Kuru gözde en sık görülen şikâyetlerden biri yanma ve batmadır.

Hastalar bazen bunu “Gözüme kum kaçmış gibi.” şeklinde tarif eder.

Gözlerde yorgunluk ve ağırlık hissi olabilir. Görme zaman zaman bulanıklaşabilir. Göz kırpınca görme kısa süre için düzelebilir.

Şikâyetler uzun süre ekrana bakınca veya klimalı ve kuru ortamlarda artabilir.

İlginç olarak kuru göz, bazen göz sulanmasına da neden olabilir.

Göz Alerjisi Nasıl Anlaşılır?

Göz alerjisinde en önemli ipuçlarından biri kaşıntıdır.

Gözlerde:

  • Kaşıntı
  • Kızarıklık
  • Sulanma
  • Yanma
  • Göz kapaklarında şişlik

görülebilir.

Genellikle iki göz birden etkilenir.

Hapşırma, burun akıntısı veya burunda kaşıntı gibi başka alerji belirtileri de olabilir.

Özellikle bahar aylarında veya belirli ortamlarda şikâyetlerin artması da alerjiyi düşündürebilir.

Kuru Göz mü, Alerji mi?

İki hastalık birbirine benzeyebilir. Hatta bazen aynı kişide kuru göz ve alerji birlikte bulunabilir.

Basit bir ayrım yapmak gerekirse:

Yanma, batma ve kumlanma hissi kuru gözde daha ön plandadır.

Kaşıntı ise göz alerjisini daha çok düşündürür.

Ancak yalnızca belirtilere bakarak kesin tanı koymak her zaman mümkün değildir.

Telefon ve Bilgisayar Gözde Yanma Yapar mı?

Evet.

Uzun süre telefona, tablete veya bilgisayara bakarken gözlerimizi daha az kırpabiliriz. Bazen göz kırpmalarımız tam da olmayabilir.

Bu durumda gözyaşı gözün üzerine yeterince iyi yayılamaz ve daha hızlı buharlaşabilir.

Sonuçta gözlerde kuruluk, yanma, batma ve yorgunluk ortaya çıkabilir.

Ekran kullanırken ara vermek ve düzenli göz kırpmak bu şikâyetleri azaltmaya yardımcı olabilir.

Kirpik Diplerindeki Sorunlar Gözde Yanma Yapar mı?

Evet.

Kirpik diplerinde blefarit adı verilen bir sorun gelişebilir. Göz kapaklarındaki yağ bezleri de düzgün çalışmayabilir.

Bu durumda kirpik diplerinde kabuklanma, gözlerde yanma, batma ve kızarıklık görülebilir.

Bazı hastalarda sabahları şikâyetler daha belirgin olabilir.

Göz kapağı sorunları kuru gözle birlikte de görülebilir.

Kontakt Lens Gözde Yanma ve Batma Yapar mı?

Kontakt lensler özellikle uzun süre kullanıldığında gözde kuruluk ve rahatsızlık hissine neden olabilir.

Ancak kontakt lens kullanırken ortaya çıkan her batmayı yalnızca kuruluğa bağlamak doğru değildir.

Kontakt lens kullanan bir kişide ağrı, belirgin kızarıklık, ışığa hassasiyet veya görmede azalma varsa lens çıkarılmalı ve göz muayenesi geciktirilmemelidir.

Çünkü kornea enfeksiyonları da başlangıçta batma ve yanma şeklinde hissedilebilir.

Göz Yanmasına Ne İyi Gelir?

Tedavi şikâyetin nedenine göre değişir.

Kuru göz varsa suni gözyaşı damlaları yardımcı olabilir. Göz kapağı ve kirpik dibi sorunlarında sıcak uygulama ve kapak temizliği gerekebilir.

Alerjide ise alerjiye yönelik göz damlaları kullanılabilir.

Ancak her göz damlası her hastaya uygun değildir.

Özellikle kortizon içeren göz damlaları doktor önerisi olmadan kullanılmamalıdır.

Gözde Yanma ve Batma Ne Zaman Tehlikelidir?

Hafif yanma ve batma çoğu zaman ciddi bir hastalıktan kaynaklanmaz.

Ancak aşağıdaki belirtiler varsa göz muayenesi geciktirilmemelidir:

  • Görmede azalma
  • Şiddetli göz ağrısı
  • Belirgin göz kızarıklığı
  • Işığa bakmakta zorlanma
  • Göze yabancı cisim veya kimyasal madde kaçması
  • Göz yaralanması
  • Kontakt lens kullanırken ağrılı ve kırmızı göz

Özellikle ağrı + kızarıklık + görme azalması birlikteyse bunu yalnızca kuru göz veya alerji olarak düşünmemek gerekir.

Kısaca

Gözde batma ve yanmanın en sık nedenlerinden biri göz kuruluğudur. Göz alerjisi de benzer şikâyetlere yol açabilir.

Kuru gözde yanma, batma ve kumlanma hissi, alerjide ise kaşıntı daha ön plandadır. Ancak iki durum aynı kişide birlikte de bulunabilir.

Uzun süre ekran kullanmak, kontakt lensler, kuru hava ve göz kapağı sorunları da gözlerde yanma ve batmaya neden olabilir.

Şikâyet uzun sürüyorsa veya ağrı, belirgin kızarıklık, ışığa hassasiyet ya da görme azalması eşlik ediyorsa göz doktoruna başvurmak gerekir.

Göz Kızarıklığı Neden Olur? Hangi Durumlarda Tehlikelidir?

Sabah uyandığınızda gözünüzü kırmızı mı gördünüz? Göz kızarıklığı çok sık görülen bir durumdur.

Bazen nedeni uykusuzluk, göz kuruluğu veya alerji gibi basit bir sorundur. Bazen de enfeksiyon veya gözün daha ciddi hastalıkları kızarıklığa yol açabilir.

Bu nedenle her göz kızarıklığı aynı değildir.

Özellikle kızarıklıkla birlikte ağrı, ışığa karşı hassasiyet veya görmede azalma varsa göz muayenesi önemlidir.

Göz Kızarıklığı Neden Olur?

Gözün beyaz kısmının üzerinde çok ince damarlar bulunur. Bu damarlar genişlediğinde göz kırmızı görünür.

Göz kızarıklığının sık görülen nedenleri arasında şunlar vardır:

  • Göz kuruluğu
  • Alerji
  • Konjonktivit
  • Göze yabancı cisim kaçması
  • Kontakt lens sorunları
  • Kornea hastalıkları
  • Gözün içindeki iltihaplar
  • Bazı glokom türleri

Bu nedenle yalnızca gözün kırmızı görünmesine bakarak nedenini anlamak her zaman mümkün değildir.

Göz Kızarıklığı Konjonktivit Belirtisi midir?

Olabilir.

Konjonktivit, gözün beyaz kısmını ve göz kapaklarının iç yüzünü örten ince zarın iltihaplanmasıdır.

Virüsler, bakteriler veya alerji konjonktivite neden olabilir.

Konjonktivitte kızarıklığın yanında sulanma, çapaklanma, kaşıntı veya batma görülebilir.

Ancak önemli bir nokta vardır:

Her kırmızı göz konjonktivit değildir.

Bazı kornea hastalıkları, üveit ve akut glokom da gözde kızarıklığa neden olabilir.

Alerjik Göz Kızarıklığı Nasıl Anlaşılır?

Alerjide en önemli belirtilerden biri kaşıntıdır.

Genellikle iki göz birden etkilenir. Gözlerde sulanma, kızarıklık ve şişlik olabilir. Burun akıntısı ve hapşırma da eşlik edebilir.

Gözleri kaşımak kısa süre için rahatlatıcı gibi gelebilir. Ancak gözü ovuşturmak tahrişi artırabilir.

Bu nedenle özellikle alerjisi olan kişilerin gözlerini ovuşturmaması önemlidir.

Tek Gözde Kızarıklık Neden Olur?

Göz kızarıklığı yalnızca bir gözde de olabilir.

Tek gözde kızarıklığın nedeni enfeksiyon, yabancı cisim, kornea çizilmesi veya kontakt lensle ilgili bir sorun olabilir.

Bazı ciddi göz hastalıkları da başlangıçta yalnızca bir gözü etkileyebilir.

Bu nedenle özellikle tek gözde başlayan ve ağrı veya görme azalmasının eşlik ettiği kızarıklık önemsenmelidir.

Gözde Kanlanma ile Gözün İçine Kan Oturması Aynı Şey midir?

Hayır.

Bazen gözün beyaz kısmında parlak kırmızı, keskin sınırlı bir kan lekesi oluşur. Buna subkonjonktival kanama denir.

Görüntüsü korkutucu olabilir. Ancak ağrı ve görme kaybı yoksa çoğu zaman ciddi değildir.

Öksürme, hapşırma veya ıkınma sonrasında ortaya çıkabilir. Bazen hiçbir neden bulunamaz.

Ancak sık tekrarlıyorsa veya başka kanamalar da varsa doktor değerlendirmesi gerekebilir.

Kontakt Lens Kullanırken Göz Kızarırsa Ne Yapılmalıdır?

Kontakt lens kullanan kişiler göz kızarıklığını daha dikkatli değerlendirmelidir.

Kontakt lens, bazı kişilerde korneada enfeksiyon gelişme riskini artırabilir. Özellikle lensle uyumak, lensi gereğinden uzun kullanmak veya lensi uygun olmayan şekilde temizlemek bu riski artırabilir.

Kontakt lens kullanırken gözde ağrı, kızarıklık, ışığa hassasiyet veya görmede azalma gelişirse lens çıkarılmalı ve göz muayenesi geciktirilmemelidir.

Bu durum kornea enfeksiyonunun belirtisi olabilir.

Göz Kızarıklığı Ne Zaman Tehlikelidir?

Hafif kızarıklıkların çoğu ciddi bir hastalıktan kaynaklanmaz.

Ancak bazı belirtiler varsa beklememek gerekir.

Acil Belirtiler Nelerdir?

Göz kızarıklığıyla birlikte aşağıdaki durumlardan biri varsa göz doktoruna başvurmak gerekir:

  • Görmede azalma veya ani bulanık görme
  • Şiddetli göz ağrısı
  • Işığa bakamama veya belirgin ışık hassasiyeti
  • Göze yabancı cisim kaçması veya göz yaralanması
  • Kimyasal madde teması
  • Şiddetli baş ağrısı, bulantı veya kusma
  • Kontakt lens kullanırken ağrılı kırmızı göz

Özellikle kırmızı göz + ağrı + görme azalması birlikteyse bunu basit bir göz kızarıklığı olarak görmemek gerekir.

Kızaran Göze Evde Damla Kullanılabilir mi?

Göz kızarıklığının birçok farklı nedeni olduğu için her kızarıklığa aynı damla kullanılmaz.

Bir kişiye iyi gelen göz damlası başka bir kişi için uygun olmayabilir.

Özellikle kortizon içeren göz damlaları göz doktoru önerisi olmadan kullanılmamalıdır. Bazı enfeksiyonlarda bu tür damlalar hastalığı daha kötü hale getirebilir.

Kızarıklığı geçici olarak azaltan damlalar da sorunun asıl nedenini tedavi etmeyebilir.

Bu nedenle tekrarlayan veya uzun süren kızarıklıklarda önce nedenin belirlenmesi daha doğrudur.

Göz Kızarıklığı Nasıl Tedavi Edilir?

Tedavi kızarıklığın nedenine göre değişir.

Kuru göz varsa suni gözyaşı kullanılabilir. Alerjide alerjiye yönelik tedavi gerekebilir. Enfeksiyonlarda ise enfeksiyonun türüne göre farklı tedaviler uygulanabilir.

Kornea hastalığı, üveit veya glokom gibi daha ciddi bir sorun varsa buna yönelik özel tedavi gerekir.

Yani göz kızarıklığının tedavisi, kızarıklığın nedenine göre yapılmalıdır.

Kısaca

Göz kızarıklığı çok sık görülür ve çoğu zaman ciddi değildir. Göz kuruluğu, alerji ve konjonktivit en sık nedenler arasındadır.

Ancak her kırmızı göz konjonktivit değildir.

Özellikle göz kızarıklığına ağrı, ışığa hassasiyet veya görme azalması eşlik ediyorsa daha ciddi bir göz hastalığı olabilir.

Kontakt lens kullanan kişilerde ağrılı kırmızı göz de özellikle önemlidir.

Bu belirtilerden biri varsa kendi kendine göz damlası kullanmak yerine göz doktoruna başvurmak gerekir.

Göz Tansiyonu Belirtileri Nelerdir? Glokom (Karasu Hastalığı) Sessizce İlerler mi?

“Göz tansiyonum yüksekmiş.” Bu sözü pek çok kişiden duyarız.

Göz tansiyonu yüksekliği önemlidir. Çünkü bazı kişilerde glokom adı verilen hastalığa ve görme kaybına yol açabilir.

Glokom halk arasında “göz tansiyonu” veya “Karasu hastalığı” olarak da bilinir.

Ancak aslında göz tansiyonu ile glokom aynı şey değildir.

Üstelik glokom çoğu zaman ağrı yapmaz ve başlangıçta görmeyi bozmaz. Bu nedenle kişi hastalığını uzun süre fark etmeyebilir.

Göz tansiyonu nedir?

Gözümüzün içinde sürekli olarak bir sıvı yapılır. Bu sıvı aynı zamanda gözün dışına da çıkar.

Bu sıvının göz içinde oluşturduğu basınca göz içi basıncı veya halk arasında göz tansiyonu denir.

Göz tansiyonunun yüksek olması, glokom gelişmesi için önemli bir risk faktörüdür. Ancak göz tansiyonu yüksek olan herkeste glokom olmaz.

Glokom veya Karasu hastalığı nedir?

Glokom, halk arasında kullanılan adıyla Karasu hastalığı, gözümüzü beynimize bağlayan görme sinirinin (optik sinir) zarar gördüğü bir hastalıktır.

Bu hasar ilerledikçe görme alanında kayıplar oluşabilir.

Tedavi edilmezse görme kaybı giderek artabilir. Oluşan görme siniri hasarı genellikle geri döndürülemez.

Bu nedenle glokomu mümkün olduğunca erken yakalamak önemlidir.

Göz tansiyonu ile glokom aynı şey midir?

Hayır.

Yüksek göz tansiyonu bir risk faktörüdür. Glokom ise görme sinirinin hastalığıdır.

Bazı insanların göz tansiyonu normalden yüksek olmasına rağmen görme sinirleri sağlıklı kalabilir. Buna oküler hipertansiyon denir.

Bunun tam tersi de mümkündür. Bazı kişilerde göz tansiyonu normal kabul edilen değerlerde olduğu halde glokom gelişebilir.

Bu nedenle yalnızca göz tansiyonunun kaç olduğuna bakarak “glokom var” veya “glokom yok” demek doğru değildir.

Göz tansiyonu belirtileri nelerdir?

En sık görülen glokom türü olan açık açılı glokom, başlangıçta çoğu zaman hiçbir belirti vermez.

Ağrı olmayabilir.

Gözde kızarıklık olmayabilir.

Merkezi görme uzun süre iyi kalabilir.

Bu nedenle kişi gözlerinde bir sorun olduğunu fark etmeyebilir.

Hastalık ilerledikçe önce görme alanının bazı bölümleri kaybolmaya başlar. Ancak bu kayıp yavaş geliştiği için kişi bunu da uzun süre fark etmeyebilir.

İşte bu nedenle glokoma bazen “görmenin sessiz hırsızı” denir.

Göz tansiyonu baş ağrısı yapar mı?

Halk arasında baş ağrısı olduğunda sık sık “Göz tansiyonum yükseldi.” denir.

Oysa açık açılı glokomda göz tansiyonunun yüksek olması çoğu zaman baş ağrısı yapmaz.

Baş ağrısının çok farklı nedenleri olabilir. Bu nedenle yalnızca baş ağrısına bakarak göz tansiyonunun yüksek olduğunu söylemek mümkün değildir.

Ancak akut açı kapanması adı verilen farklı ve acil bir glokom türünde şiddetli göz ve baş ağrısı olabilir. Göz kızarabilir, görme bulanıklaşabilir. Işıkların çevresinde renkli halkalar görülebilir. Bulantı ve kusma da ortaya çıkabilir.

Bu durumda acil göz muayenesi gerekir.

Göz tansiyonu kaç olmalı?

Göz tansiyonu için tek bir “herkes için güvenli” sayı yoktur.

Aynı göz tansiyonu değeri bir kişinin görme sinirine zarar verirken başka bir kişide zarar oluşturmayabilir.

Ayrıca göz tansiyonu gün içinde değişebilir. Kornea yapısı da ölçümü etkileyebilir.

Bu nedenle tek bir göz tansiyonu ölçümü glokom tanısı koymak için yeterli değildir.

Glokom nasıl anlaşılır?

Glokom muayenesinde sadece göz tansiyonuna bakılmaz.

Göz doktoru görme sinirini değerlendirir. Gerektiğinde OCT ile görme sinirinin ve sinir liflerinin ayrıntılı görüntüleri alınır.

Görme alanı testi ile hastanın görmediği alanlar olup olmadığı araştırılır.

Göz tansiyonu ölçülür. Kornea kalınlığı değerlendirilebilir. Gözün sıvısının dışarı çıktığı bölge de gonioskopi adı verilen muayene ile incelenebilir.

Bütün bu bilgiler birlikte değerlendirilerek glokom olup olmadığına karar verilir.

Kimler glokom açısından daha dikkatli olmalıdır?

Yaş ilerledikçe glokom riski artar.

Ailesinde glokom veya Karasu hastalığı bulunan kişilerde de risk daha yüksektir.

Göz tansiyonu yüksek olanlar, bazı göz hastalıkları bulunanlar ve uzun süre kortizon kullanan kişiler de daha yakından takip edilmesi gereken gruplar arasında olabilir.

Ailenizde göz tansiyonu, glokom veya Karasu hastalığı olduğunu biliyorsanız bunu göz doktorunuza söylemeniz önemlidir.

Glokom tedavi edilebilir mi?

Glokomun oluşturduğu görme siniri hasarını bugün için geri getiremiyoruz.

Ancak göz tansiyonunu düşürerek hastalığın ilerlemesini yavaşlatabilir veya durdurabiliriz.

Tedavide göz damlaları, lazer tedavileri veya ameliyat kullanılabilir.

Hangi tedavinin uygun olduğu hastaya ve glokomun durumuna göre değişir.

Bu nedenle glokomda düzenli takip en az tedavi kadar önemlidir.

Kısaca

Glokom veya halk arasındaki adıyla Karasu hastalığı, çoğu zaman sessiz ilerleyen bir göz hastalığıdır. Hastalığın erken döneminde ağrı veya belirgin görme şikâyeti olmayabilir.

Göz tansiyonunun yüksek olması glokom riskini artırır. Ancak göz tansiyonu yüksekliği ile glokom aynı şey değildir. Normal göz tansiyonu olan bir kişide bile glokom görülebilir.

Bu nedenle glokomu anlamak için yalnızca göz tansiyonunu ölçmek yeterli değildir. Göz tansiyonu, görme siniri, OCT ve görme alanı gibi bulguların birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Glokom erken fark edildiğinde, uygun tedavi ve düzenli takip ile görmenin korunması mümkündür.

1 2 3 … 11